Perşembe, Nisan 20, 2006

seni ben mi kudurttum?

"Ettirgen fiiller"in yüklem olduğu bir sürü -di'li geçmiş zaman cümlesinde gizli özne oldum ben. (Örnek için bkz: Kuzusarmasını delirttim. Kuzusarmasının tepesinin tasını attırdım. Kuzusarmasına 'yeter artık' dedirttim. v.b.) Ama bu sefer öyle gizli mizli değil, apaçık -tabak gibi- özneyim ben: Kuzusarmasını BEN kudurttum! Bunu da yaptım ya, pes artık bana!

Dün akşam yemeğimizi yemişiz, filmimizi izlemişiz, arabamızı park etmişiz, keyifli uslu eve dönerken bir pisicik çıktı önümüze. Kocaman gözlü, güzel bir tekir.. Boynunda madalyon şeklinde bir tasma. Sokakta kalmış bir ev kedisi, her halinden belli. Sokağın en güzel apartmanlarından birinin önünde, bir ayaklarımıza dolaşıyor, bir apartmanın kapısına saldırıyor. "Korkuyorum ve sizden başka kimse yok etrafta, iyi insanlara da benziyorsunuz, söylüyorum -gösteriyorum işte, kör müsünüz?- bu apartmanda benim evim, hadi eve gitmeme yardım edin, hey nereye, bak sana sırnaşıyorum, evet işte bu kapı, evet evet o pencere, hadi n'olur, çıkamıyorum yukarı, çıkabilsem seninle uğraşır mıydım, demin bacağına süründüğüm kadın çığlık atınca yanındaki bıyıklı tekmeledi beni zaten, aptal, ben bile o kadından daha asilim, hadi, korkuyorum, -kendini sahibim sanan- evdeki yaşlı kadına seslenmekten de yoruldum, duymuyor kaltak, bakın, penceredekiler üvey kardeşlerim, bir faydaları olsa şaşardım, çıkamıyorum yukarı aptallar, hadi n'ooolur, korkuyorum.." Beden dilimi bu kadar açık kullanabilsem hayatta elde edemeyeceğim şey olmazdı herhalde, bu cümlelerin hepsini "gözümle gördüm" çünkü ben. :)

Kuzusarması bu derin çağrıya -ve benim üstelememe- kayıtsız kalmadı (tam bir centilmen!), pisiyi giriş katının epey yukarıdaki penceresine koymak için kucakladı ve o an beni bir şey dürttü. Sordum..
- Hayatım, ya bu o evin kedisi değilse?
- Olsun, en azından kimin olduğunu biliyorlardır.
- Aşkım bak, tasmasının arkasında adres yazıyor galiba.
- Öyle mi? İyi de.. Gecenin bu saatinde adres arayıp, insanların kapılarına mı dayanacağız canım. Hem baksana, bu apartmana girmek istiyor işte!
- Tasmasına bakalıııım, evinde uyusun, n'oooluur..
- İyi.. Bakalım bari..
(Bazı birinci çoğul şahıslar, ağzından çıktıkları kişiye göre çoğul değil, tekil anlam içerirler. Burada benim kurduğum "tasmasına bakalım" cümlesi aslında "tasmasına baksana" demek olup, ikinci tekil şahsa denk düşer. Kuzusarmasının "bakalım bari" cümlesi ise "iş başa düştü, bakacağım mecburen" demek olup, görüldüğü üzere birinci tekil şahıs için kullanılmıştır.)

Kuzusarmasının elini tasmaya atmasıyla beraber, o korkak kedicik, kuzusarmasının taaa pantolonunun üstünden öyle bir geçirdi ki tırnaklarını, bir pençelik yarası oldu sevgilimin. Kediyi -tasmasına bakmaksızın- giriş katının penceresine bıraktık ve özel hastanelerin kuduz aşısı yapıp yapmadığını konuşarak evin yolun tuttuk. (Yapmıyorlarmış bu arada.) Eve dönerken, kuyruğunu bacaklarının arasına kıstırmış yaramaz kedi bendim artık. Kendi kendime hep aynı cümleyi söyledim bugün: "Bu gereksiz ısrarlarımdan vazgeçmeliyim."

Akşam eve dönerken kedinin sahibini bulmak ve 10 gün içinde ölüp ölmeyeceğini takip etmek, "kuduz organizasyonu"nda benim görevim. Kuzusarmasının aşı olmak ve kudurmamak gibi epey ağır bir görevi var zaten. :(

5 Comments:

At 21/4/06 17:08, Blogger Kuzu Sarmasi said...

Kuzum benim, neden kendini suçluyorsun hemen? Sen beni bir kere altı yıldır kudurtuyorsun, bir kediye teslim olacak değilim ya...

Hem diğer taraftan, sen bir kuzu olarak kesinlikle o kediden daha etkileyicisin. Seni sokakta bulsaydım eğer, tırmalasan da bırakmazdım!

 
At 26/4/06 11:47, Blogger simiole paris carnet said...

cok gecmis olsun su an durum nasil ?

 
At 27/4/06 22:17, Blogger rahel said...

sağol simi, bulamadım kedinin sahibini hala, o yüzden aşılara devam. belki çok gerek yoktu ama içim(iz) rahat etmezdi başka türlü.

arada bir ısırıyor kolumu bacağımı bu adam, ama kudurmasına değil maymunluğuna vermek lazım herhalde! :P

 
At 1/6/06 16:41, Blogger kırmızı balon said...

geçmiş olsun!

ben de çocukların elinden kurtarmaya çalıştığım bir sokak kedisi tarafından, kelimenin tam manasıyla "paralanınca", kuzu kuzu gidip kuduz aşımı olmuştum :)

sizin de söylediğinizi gibi, aşılar çok gerekli değil ama içinizin rahat etmesi önemli. hem artık aşı olmak da kolaylaşmış. ben 5 dozda bitirmiştim aşıyı.üstelik de korkuttukları beni korkuttukları gibi karnımdan değil, kolumdan yaptılar aşıyı.

doktorun yüzüne nasıl korku dolu gözlerle baktıysam (karnımdan aşı olacağımı zannettiğim için) bana, kuduzdan değil ama bu gidişle korkudan öleceksin demişti :)

 
At 5/6/06 22:45, Blogger rahel said...

kırmızı balon,
kuzusarması ilk kuduz aşısını minicik bir veletken -5 yaşında filan- olmuş. annesi ona "miki"li bir iççamaşırı giydirdiği için çok utanmış, "şimdi doktorlar benimle dalga geçecek" diye. iğnenin göbekten yapıldığını öğrenince sevinç çığlıkları atmış "kimse mikiyi görmeyecek" diye. :) öncelikler ne kadar farklı olabiliyor görüyorsun. :)
umarım ikiniz için de son olur bu..

 

Yorum Gönder

<< Home